İran-ABD İlişkileri

iran abd ilişkileri

İran’la ilgili tartışmalar Washington’da yıllarca sürdü. “Kötülük ekseninden”, “Sünni-Şii dengesi” ne ve Ortak Kapsamlı Eylem Planı’na (JCPOA) “azami baskı” kampanyasına kadar, son üç idare tarafından Beyaz Saray’da sunulan çeşitli farklı pozisyon ve politikalar olmuştur. Bu arada, bölgesel aktörler ve uluslararası topluluk ABD dış politikasının temel amaçlarını anlamayı denedi. Bazen bölgedeki ABD müttefikleri ve ABD yönetimleri arasında netlik eksikliği nedeniyle büyük krizler yaşandı. Örneğin, Türkiye, Terdoahran’la nükleer programı hakkında şok edici bir şekilde bir anlaşma yapmaya çalıştığında, ABD İdare, Tahran Deklarasyonu’nda kabul edilen ve yeni bir dizi yaptırımla sürdürülen teklifi sert bir şekilde reddetti. Birkaç yıl sonra, bölgedeki bazı müttefiklerinin protestolarına rağmen İran nükleer anlaşmasını imzalayan aynı idare oldu. Türkiye, ABD ile İran arasındaki anlaşmazlıkların müzakere yoluyla çözülmesini onayladı; Ancak birkaç yıl sonra yeni bir yönetim anlaşmadan çekilmeye karar verdi. Şimdi, İran’dan petrol ithalatı için muafiyetlerin ortadan kaldırılması ve retorik baskının artmasıyla birlikte ABD’nin İran’la ilgili politikalarının geleceği hakkında çeşitli sorular var. Washington’daki Siyasi, Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı (SETA) panelinde panelistler arasında yapılan tartışmalar sırasında bu sorulardan bazıları gündeme geldi.

Birincisi, geçen yıl Dışişleri Bakanı Mike Pompeo tarafından öne sürülen 12 talep hala ABD dış politikasını temsil ediyor mu? Bu talepler temel olarak ülkenin nükleer programını kalıcı olarak durdurmayı, füze programlarını durdurmayı, ülkedeki vekillere destek vermeyi ve hükümet tarafından tutuklanan ABD vatandaşlarının geri dönüşünü durdurmayı amaçladı. Ancak, o zamandan bu yana bu hedeflere ulaşmak için idare tarafından hiçbir strateji sunulmamıştır. Bu hedeflerden hangisinin ABD için önceliğe sahip olacağı ve İran’ın ABD’ye imtiyaz vermeye ne kadar hazır olduğu da belli değil.

İkincisi, İran üzerindeki baskıyı azami düzeye çıkarırken,  ABD yönetiminin rejimi yaptırımlara itmeye ne kadar hazır olduğu belli değil. Birkaç yıl önce, Washington’daki birçok kişi, ABD dış politikasının en önemli belirleyicilerinden biri olan “savaş yorgunluğunu” belirtiyordu. Pek çoğu, bu özelliğin aşırı ifadelerinin, özellikle idare içindekiler tarafından, ABD’nin askeri caydırma kabiliyetinin sona ermesinin, yönetim için daha fazla sorunlara yol açtığını savunuyor. Son birkaç yıldır, yaptırımlar ABD dış politikasının farklı ülkelerle olan ilişkilerinde birincil rol oynamaya başladı. Bununla birlikte, son zamanlarda yaptırımları ABD politikasının en belirgin boyutu olarak kullanmak için aşırı bir yaptırım ya da tehdit kullanımı gördük.

Üçüncüsü, ABD yönetiminin müttefikleri ile sorunları var. JCPOA, bazıları müzakerelere katılan Avrupa’daki ABD müttefikleri tarafından onaylandı. Bununla birlikte, Suudi Arabistan ve İsrail de dahil olmak üzere Orta Doğu’daki bazı ABD müttefikleri bu anlaşmaya şiddetle karşı çıktılar. Şimdi, Trump yönetiminin sözleşmeden çekilme politikasıyla bunun bir yansımasını görüyoruz. Avrupalı ​​müttefikleri ABD’nin çekilme kararına karşı çıkıyorlar ve Suudi Arabistan ve İsrail bu karardan oldukça memnunlar. ABD, Avrupa ve Orta Doğu’daki müttefikleri arasında bir denge ya da ortak bir pozisyon yaratabilir mi? Hareketlerinin her biri diğer taraf tarafından tek taraflı olarak kabul edilir ve her hareket ABD’yi müttefiklerinden uzaklaştırır.

Sonunda sırada ne olduğuna dair bir soru var. Gelecek yıl, ABD’de başkanlık seçimleri yapılacak. Büyük olasılıkla İran, 2020 seçimlerinden önce ABD ile başka bir müzakere grubu başlatmaya yatırım yapmayacak. İkinci bir terimin Trump yönetiminin İran ile ilişkilerinde neye öncelik vereceği belli değil ve eğer partinin adaylara verilen çeşitliliği ve cumhurbaşkanının dış seçime göre tutumlarını vermesi durumunda devlet seçimlerini kazanması halinde hangi Demokrat başkanın hangi politikaları destekleyeceği belli değil. Tabii ki, ABD dış politikasında JCPOA ile ilgili keskin bir U dönüşünün Orta Doğu ve Avrupa’daki müttefikleri tarafından nasıl yorumlanacağı da bir sır olarak kalmaya devam ediyor.

 

Kaynak: https://www.dailysabah.com/columns/kilic-bugra-kanat/2019/05/04/questions-about-iran-us-relations

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir